14 Aralık 2010 Salı

my lullaby


Müzik çaları kulağıma koydugum anda refleks mi alışkanlık mı bilinmez maria mena tınısı duymak ister oldum.şarkıları bugune kadar yaşadıklarımın birer özeti sanki.

İlk ‘Sorry’ le başladı ilişkimiz ilk aşkım ilk terkedilişim geldi aklıma vuruldum şarkıya pişmanlık acı hüzün hepsi bir arada usulca kulağıma doldu. Uzun süre okul ev arasındaki 1 saatlik yolculuğumda bu şarkıyla başka boyutlara daldım hayaller kurdum bazen kendimi kahramanlaştırdım bazen karşımdakinin egemenliğine izin verdim.

Sonra ‘Just hold me’ ye açtım kapımı her dinlediğimde avaz avaz söyleme isteği uyandırır bu şarkı çok isyankar soruların cevabını bulmaya çalısan bulamayacağından emin ama hala ısrarcı ergen bir çocuk haline dönüştürüverir.Tam da nedenlerle boğustugum dönemde antidepresanım oldu ki bilirsiniz antidepresan ruhunu dizginlerken bir yandan had safhada ölme isteği uyandıran nadir ilaç türlerinden bir tanesidir- ne tezat.

Sonra duruldum kabullendim yaptıklarım, başıma gelenler benim isteklerimin yansıması dedim ‘Just a little bit stronger’

Hadi gayret !

Yavaştan yavaştan yeni arayışlar hazır olma yolunda emin adımlarla ne aradığımın değil yine belkide ne aramadığımın farkına varma aşamasında önce 'Cause i'm fragile i'm hopeless i'm not perfect but i'm free' sonra 'This bottle of wine' geldi.

Herşeyi bırak dedim. Düşünme !

Sen daha start çizgisindesin hazır konumuna geçememişsin bekle zamanı gelince o seni bulacak ve işte o zaman Maria senin için ' All this time' diyecek.

Ve oldu beklemeden olması mı şanslı yapar beni aradığımın karşıma çıkması mı bilemedim ama 'I'm in love again'

I'm in love

again again

and you may call me tomorrow my friend, yes

you may kiss me again and again

i'll hold on tight

14 Kasım 2010 Pazar

bulunmuş eski bir eskiz

07.06.10

Kimseyi sevemeyen, her yapılanda açık arayan, üzülmekten korkan ben ile aynı duyguları paylaşan onun hikayesi
Bir ipte iki cambaz dengede duramazmış yaşayarak anladım ilk düşenin ben olmasının üzüntüsünü ve pişmanlığını yaşıyorum.
Birini ne kadar sevdiğini elinden kayıp gittiğinde anlayabiliyormuşsun hayatına ne kattığını, tam nerde durduğunu yüzüne bakmayacağını anladığın zaman fark ediyormuşsun
kokusunu alelade yanından geçen adam da duyduğunda yer ayaklarının altından kayıyormuş onu anımsatan herhangi bir imge ruhundaki volkanı harekete geçiriyormuş
her gece uyuduğunda her sabah uyandığında tarifsiz bir acıyla duyabiliyormuşsun sevmeyi becerebildiğini anladığın anda, bırakıp gidebilme cesaretini gösterebiliyormuşsun
herşeyi eline yüzüne bulaştırıyormuş, ateşin çıkana kadar kendini unutarak ağlayabiliyormuşsun inkarların çaresiz kalıyormuş o sen sen o olabiliyormuşsun
söylediği içine işleyebiliyor, ağzından çıkan tek kelimeye muhtaç olabiliyormuşsun yeniden senin olacağı zamanı umutsuzca bekleyebiliyormuşsun gittiğini kimseye kendine bile itiraf edemiyormuşsun utandırmışsın, onda ki değerini bilmeden kurtulmak için çabalamışsın sınırın ötesindeki denizde yüzme cesaretini göstermişsin uçsuz bucaksız suda yüzmeye kalkmışsın tek bir damla bile ıslanmadığını anlayıp geri dönmüşsün ne fayda kuma ayağını sürdüğünde çamura bulanmışsın sen, sen olmaktan çıkmış bu kadar zamanda kurduğun düzeneği tek hamlede yıkmışsın.
Kendin yapmışsın oturup üstüne yine kendin ağlamışsın.

and they lived happily ever after


dizginlemek;

her dakika aklinda olani, yapmak için delirdigi seyi yapamamak, yapmamak. sözcükleri bile bile kendi bogazina dizmek. elini uzatip geri çekmek. bi yerde baskalarina zarar vericeni bildigi isteklerinde vazgeçmek

anlamına gelir.
Bu tabirle o kadar içli dışlı olmuşum ki ayaklarımı ıslatan suyun farkına büyük bir parlamayla vardım. koca koca yıllar olmuş yaşanmışlıklarımız tükenmişliklerimiz kucak dolusu sevinçlerimiz gözyaşlarımız birikmiş hepsini bir tekmeyle savurmaya kalkmışım ağırlık çökmüş yerimden kalkamamışım.

Eski resimlere baktım birlikte aldıklarımıza sakladıklarımıza, kuytuda kalan anıları açtım koydum yatağımın üstüne hızlandı nefesim düğümlendi boğazımda sustuklarım..

Bu defa kaçmayacağım beni lal eden neyse onun için savaşacağım konuşmak, yeniden sesimi duyurmak için bir arada kayıtsız şartsız güven için ne gerekiyorsa yapacağım diyorum da benim gücüm yok artık slow motion ilerlesin herşey derken koşturamam yine ben nerde ben olucam ? keşfe yeni başladım tekrar nostalji yapamam ki kimliğim aynadan yansırken sen,siz istiyorsunuz diye sürüklenemem ki
şu an bile arayıp sana sormak geçiyor içimden elim telefonda parmağım hissiz affet beni ..

bu bir özür yazısıydı senle beni bu hale getirmenin verdiği vicdan azabıydı tıktık sesleri ben değiştim siz aynı kalırken.
ÜZGÜNÜM !!
bize yaptıklarımdan
seninle olamadığımdan
bir daha nasıl olacağımızı bilemediğimden dolayı üzgünüm

13 Kasım 2010 Cumartesi

butterfly effect


sonunda kalemi elime aldım ..
yazacak o kadar şey birikmesine rağmen kendimle verdiğim amansız mücadelelerle bilmem kaç aydır yeni kayıt kısmına dahi ulaşamadım.
şuan heyecan korku ve bunun gibi tarifsiz bir sürü duyguyu aynı anda yaşıyorum.
geçtiğimiz 3 ay içerisinde hayatımda ne değişti diye düşündüm bugün elimde avucumda kalmayan bir yığın gereksiz ayrıntı ,tüketilmişlikten başka hiçbir şeyim yokmuş.
yine aşık oldum ..
olduğumu mu sanıyorum yoksa tarihe yazar mıyız bu defakini bilemem ama karnımda özenle beslediğim kelebeklerim var ömürlük bunlar hemen ölmeyeninden
sabırsızım işte !
hayatım boyunca olsun diye sukunetle sabırla bekleyemedim ben buda hemen suracıkta olsun istiyorum sensiz gunum olmasın diyişini duymak istiyorum özledim desin sadece dokunsun istiyorum. aslında ordan bakılınca çokta fazla bişey istemiyorum takdir edersiniz ki ama burdan bakılındığında hadi kızım daha çoook yolun var diyorum kendime
sizinle beni ayırmakta yapıyorum yanlışı belkide ama bu saatten sonra bana uçmayı öğretmekle eşdeğer olur öbür türlüsü de .
birde çalkantılı bi dönemdeyim üstüne benimle alakasız bir sürü karışıklığın göbeğindeyim eski can bugün arkasından el salladığım su dökmeye bile yeltenmediğime dönüştü çok acımasız yaşananlar ..
kafamdan geçen bir çok şeyi iki satırda birleştirmeye çalışırsam nevrotik olup çikarım işte böyle

olucak dedim yaptım olucak

sabır sukunettir biraz sessiz ol !

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Hüzünlenerek sevindim bugün

Sinirliyim kendime artık !
kapalı kutu vasfını bir kenara bırakmalı dilediğimce yaşamalıyım insani duygularımı .
ağlatıldım bugün çok içten isteyerek ağladım hissettim içimde acıyı uzun zaman sonra ilk kez bıraktım kendimi hemen akabinde güldürüldüm bugün kayıtsızca ağlayarak güldüm yanımda olmayan ama hep yanımdaki sayesinde üzüldüm bugün tutmadım içimde bırakmadım akışına bu sefer kustum nefretimi paylaşmak durumunda bırakıldığım sayesinde mutlu oldum bugün.kendimin bile farkında olmadığı kalkanlarımı indirdim bugün , bereketli topraklarımda yürüdüm çorağı geride bıraktım bugün.
15 saate küçük bir dünya sığdırdım bugün.

bugün x 7!!

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Biz kimiz ki !?



Çok isyan eder kabıma sığamaz oldum buara.



Her çıkan haber duyduğum yeni bir aykırılık beni gitgide depolitizasyona sürüklüyor. herkesin nereye gittiğini görerek kolunu bile kıpırdatmadığı bir dünyada yaşıyoruz doğanın düzeni -ki bence kolayın kılıf giydirilmiş hali- böyle diyerek hergün hepimiz adaletsizliğe göz yumuyoruz. sokakta gördüğümüz bir dilencinin ,haksız yere canı yanmışın ,emeği hiçe sayılmışın gözlerinin içine bakarak 'iyi akşamlar karanlıktasın ' diyoruz.



Keşke yüzümüz kızarsaydı şuan ki sinirim belki beni aşmamış olurdu.



32 yıl önce bugün gene proleteryanın bayramıydı gene taksimdeydiler gene kutlamalar yapmak bugünü doyasıya yaşamak için toplanmışlardı. hala nerden açıldığı bilinmeyen* silahlı saldırı cansız yatan canlar bir katliam düşündüğümde şuan hala canımı acıtıyor hıçkırmama neden oluyorsa evet katliamdı bu yaşanan en büyük insanlık suçuydu kimsenin yargılanmadığı altı eşelenmediği tam da türkiyeye yakışır tarihin kara lekesiydi.



bugün 1 mayıs 2010 da yeniden taksime çıkan işçilerimiz şendiler zafer onlarındı bunca zaman sonra onlara ait olanı geri almışlardı. bizi emeklerini, insanlıklarını , eşitlikçi ruhlarını doya doya yaşamaları gerekirken elimize gözümüze bulaşan bir bayram daha atlattık. ATATÜRK'ÜN bize bıraktığı bir kara parçası üzerinde çeşitli siyasetlerle kardeşliklerini unutan insan ordusu yüzünden yasağa yasaya kurala uymadan anıtına saygı duymadan belki başarmışlığın verdiği tatminle geleceğimize bırakacağımız güzel bi kaç hatıra gene yoktu elimizde.



biz önce ne istediğimize değil ne istemediğimize karar verip geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkarak gerçek bir millet olacağız işçi bayramı diye ATATÜRK'ÜN anıtına tırmanıp bir bez parçasını sallayarak değil !

28 Nisan 2010 Çarşamba

zsazsazsu


Deli gibi izlediğim hatta bir, iki kereyle de sınırlı kalmadan izlediğim tek dizi sex and the city'nin 5. sezonunda sadece zazazu'ya ayrılan bi bölümü var 6 sezon içinde en cok zevk alarak izlediğim bölümdür heralde.


O karında hissetiğin ağrı, kelebekler falan sürekli gülme vakası, herşeyi iyi görürsün 'pırpırsın' işte ya nasıl güzel anlatmışlar. Ayrıca bu kelime cuk diye oturmuş durumun üstüne şu ara o kadar sık kullanıyorum ki yazma ihtiyacı hissettim kendimde !


Her dakika aklına gelir en son duruşu sana bakışı gülümseyişi kokusu ne biliyim herşeyi gözünün önündedir. Zazazu'nun sıkıntılarıda var özlenir bidaha ki karşılaşma o heyecan beklenir gerçekleşmezse gecikirse bişey olursa hayalkırıklığına uğranır.


Aslında ilişki karmaşasının en güzel zamanlarıdır ya kıymeti bilinmez kimsenin kimseye hükmetmeye çalışmadığı, durumun ciddiyetinin farkında olamama şüpheli zamanlar..

keşke yaşanan bütün birliktelikler hep zazazu durumunda kalsa hayat ozaman gerçekten yaşanılası biyer olmazmıydı ?


EVERYBODY SMİLEEEE !!!!

13 Nisan 2010 Salı

adına biz diyorlar

Akşam üzeri uzuuunca bir metrobüs yolculuğunda düşünmekten sıyırma evresini henüz tamamlamadan verilen cevaplar sorulan sorular yeni sorunlar yeni cevaplar tatminsiz sorumluluklar tatminsiz cevaplar bilinmezlik karmaşa


-öz aklıma ne geldi biliyormusun ? ben ondan sonra hiçbir erkek için gözyaşı dökmemişim şaka gibi değilmi? atladığım bişey var mı ? aklıma gelmiyor.

-evet hiçbiri için ağladığını hatırlamıyorum.

-şaka gibi cidden ben duygusuz bir salakmı oluyorum sence? hiç aşık olamayacakmıyım ben ?

-en iyisi be delimisin ? ben .. için ağladım aşıkmıydım tamamen salaklıktan !

-orası öyle tabi ! Bilemedim ki kendimi gözü kapalı kimseye bırakamıcam diye korkuyorum. Yeni farkediyorum ben karşımdakilere açıkmışım gibi görünüyorum oysaki tamamen kapatmışım kendimi ! en iyi tanıyanı beni, yaşayan bile aslında hiçbiseyimi görmemiş, yaşamamış e bende doğal olarak "huzurlu mutluluk" yaşamamışım !!..

-evet bizim ilişkiler o noktaya gelemeden bitiyor.İlk görüşte aşk bir kere olur onu da yaşadık sıra yaşanmışlıklar üzerine aşkı oturtmakta ama o dadoğru insanı bulamadığımızdan olmadı bu zamana kadar. Sen ya sevdin .... mesela yada arzuladn aşık olmadın vazgeçilmezin olmadı bence bu yapı meselesi sen anca eşim dediğin adamdan vazgeçemezsin !
gitmelere çok alıştık t.

-evet başlamadan ne zaman biter acaba diye bakıyoruz bence bütün sorun burda aslında biz kafamızda onu o konuma ciddi ciddi oturtmuyoruz.Doğru adam diye bişey yok herkes doğru adam sen doğru yoğurduktan sonra bencede vazgeçilmezimmiş gibi görünen vazgeçilecek insanlarla yine bisürü anımız olacak ama hep bilicez aslında o olmadığını ne kadar acı ya işte bunu düşündüğümde iyiki yanlızım diyorum iyiki dayandığımı sandığım bir karşı cins yok yanımda !

-aynen öyle yanlızlık hayatın kendisi zaten doğal akış içinde aşk, tutku, alışkanlık vs.
adına birşey diyeceğimiz sebepten yanımızda birileri olacak ama yine yanlız olucaz yine yanlız !
ve bunu anlamamıza yarayan şey acılarımız garip olan bu. yaraların üstü hemen kapatılıyor can yakmıyo artık formülü var .

-herkes mi böyle peki ? herkes mi acaba sadece "mutlu gibi" görünüyor?

-evet aynen öyle e mutluluklarda mutsuzluklar gibi geçici bu dünyada ne kişi, ne olay ,ne zaman herşey geçici değişken. bizim sorunsalımız karşı cinsle! bu türden sorunları olmayanların da farklı dertleri var iş,aile, vs.hayat küçük mutluluk oyunlarıyla cazip hale getiriliyor olay bundan ibaret!

-ozaman doğru adama inanmıyorsun sende ? hatta aklının ucundan bile geçmiyor?
benim içimde hala bi umut var aslında gerçeği bilsem ve ilk kez kendime itiraf etme cesareti gösteremesemde ben farkına varmadığım halde kendimi açtığım 'o'nu bulucam !!
Yalan söyledim bakma bana bunların hiçbirinin olmayacağını biliyorum. çünkü şansımı kullandım şimdi sıra diğerlerinde birini düşünürken heyecanlanmak istemek ,hissetmek çok mu zor?

ÇOK MU ŞEY İSTİYORUZ

9 Nisan 2010 Cuma

arada kalma sendromu vb

Karmaşıklığın kol gezdiği bugünlerde napacağına şaşıran bir ben miyim acaba ?
son duyumlara göre ben insanları kendimden uzaklaştırıyormuşum yada uzaklaştırılıyorlarmış nedeni çok garip, umursamaz tavrımmış e aslında herkesin istediği iyi karakteristik özellik sınıfına tabi değilmiydi ? yanlış nerde?
o zaten alınmaz ! kafasına göre nasıl hissediyosa durumunda rahatsız olmaya başladım sanırım bütün sorularım burdan kaynaklı cevapları nerde bulucam? sıkıntının başladığı nokta burası.
işte görünmez olma isteğim yine değer kazandı direk hisse mi çekip karlı mı çıksam !?

26 Mart 2010 Cuma

alfie benim bizzat ben !


Dün bir film izledim ALFİE !

çok gariptir ben ne yaşarsam o gün bir film seçiyorum gayrihtiyari ve sanki cevap verir gibi tokat iniyor suratıma ..

yine aynısını yaşadım alfieyim ben bizzat benim işte o !

jude lawla kendini özdeşleştiren tek kadın benimdir heralde ve sanırım bi zenciden melez bi çocuk doğurma ihtimalimde pek az ama tema günün havasına uygundu.

sonumuz benzemesin nerede duracağımı bileyim yeter dedim kapatırken ..

önemli olanda o değilmi zaten radara yakalanmadan hızı kesmek bunu yazarken saatte kaç km hızla gittiğimi hesaplarken buldum kendimi

stop !

she´s talking of tranches of truncheons in battle

geyiğin dibine vurduğum şu dakikalarda 'ammaaaan hayat bize güzel be neyi takıyosun' diyorum.


sonra dünkü telefon konuşmam hatırlıyorum herşeyimiz tamam tam istediğimiz gibi yaşıyoruz neyi yanlış yapıyoruz da yanlızlığı bukadar derin yaşıyoruz sorusu geliyor aklıma düşünüyorum..


söyledikleri var ! herşey tamam olduğu için eksik yaşıyoruz diyorum.


birşeyler ters gitmeli ki ne yaşadığını sorgulama yaşa öylesine saçma sapan kafa yor !






ah marlyn abla keşke hiç ölmeseydin

25 Mart 2010 Perşembe

bir tatlı huzur almaya geldim


hayal kurmak bile istemediğim zamanlardayım
derinlerde her ne yaşıyosam dünyama pek iyi yansımadığı apaçık!
herşey flu ve yuvarlak geliyo nasıl bir tasvir olduğu konusuna dahi takılacak kadar sıkılganım
yakın zamanlarda ardarda yaşanan 'üstüste gelme sorunsalı' ile boğuşmaktayım.
kumanda bende olmayınca altında kalkabilinecek gibi durmuyor açıkçası 'tamam halledicem ' klişe lafım bile çaresiz suratıma bakıyor.
düşünmicem napayım buda böyle olsun derken plağımı başa sarıp tekrar aynı şarkıyı mırıldanıyorum
-büyüde gel çocuk büyüde geeeeeel hadi o yolları yürüde gel !

24 Mart 2010 Çarşamba

başkalarının bakışlarında güzel bir acımaya dönüşen çirkinlik

Önemli kararların alındığı tarihler...
Dünyana kalıcı birşeyler katma çabası, kazımak,tarih sahnesinde yerini almasını sağlamak.
Bitişler,geri dönüşler...
Uzunca bir zamandır süre gelen belirsizliğin hemen sonuna noktanızı koymak, buna cesaret etmek ruhunu teslim eder gibi hissetmek, ama hala nefes almak !
İleri görüşlülük konusunda şu aralar yaşadığım problemlerin sonucunda beni durduran hayal kırıklıklarım var.
Herşeyin altında neden aramama sebebiyet veren, kendini bulamamış, sözcüklerinden emin olamayan bir ben var.
Başkalarına 'yapma'ları anlatırken 'yapma'larımla doluyum.
Ruhsuzluk,acıma duygusundan yoksunluğun baş alıp gittiği o zamanların aniden önüne çıkan duvara toslamasıyla son bulan devir.
-Başını alıp en uzağa gitme isteği..
O sandığa girip gençliğinden kalan bir dantel gibi sararmak, unutulmak ama tavan arasında varlığından emin beklemek ihtiyaç duyulup, yıkandıktan sonra bembeyaz en baş köşede yerini almak.
Hep 'en'lerde yaşıyorum uçlarda.. florasan gibi gözümü alır, kendi insiyatifimle yaşarım ,yine kendi kararlarımla son verir, acımı en derine indirir tekrar görmeye başlarım. Her bitişimde mutlaka bir hatırat bırakırım hayatıma SOMUT/GÖRÜLESİ..
Bu yazıda bir bitişin hatıratıdır. Güzel yaşanmış dozunda bırakılmış arada kalan ve habersiz son bulan bir anının geleceğe bırakılış biçimidir.

Bu bana 4 gün sonra bilmem kaç ay oldu dedirten bir ruhun huzura erişidir.

23 Mart 2010 Salı

Dur daha kokusu çıkmadı

Dün yapılan ciddi konuşmanın akabinde yazılmaya değer bir kaç konu buldum.
1.si çok klişe ama hala işin içinden çıkan görülmedi 'erkekten dost olurmu?'
2.si yapığın şeyin arkasında duramayanların neden bukadar cesur hareket ettikleri?
erkekten dost olurmu paradoksunu ki bence ciddi bir paradokstur. lise yıllarımdan beri sorgularım her zaman çok az sayıda kız arkadaşla hayatını sürdüren ben bunun cevabını bulmaktan içten içe hep korkmuşumdur.
Yanımızdakilerin anlık dikkat dağınıklıkları içimizdeki şeytanı uyandırmamalı . Sorun bu işte en küçük kaçamak bakış ona kendimizi açmamıza , küçücük dokunuş yada bi çift laf yoketmemize yeter.
evet geldik en nihai yere birlikte yapılan herhangi bi eylem için karşındakinin ben seni suçlu görüyorum demesi şu yazıyla birlikte yaşanılanların saçmalığını ortaya koyan yegane cümle hani -YAPMA be bunu demek için içiniçini yediği durum.
Kimse geçmişte yaşanan şeyin doğruluğu yada yanlışlığı konusunda karar verme yetisene sahip değildir. kime göre yanlış kime doğru bu herzaman ne gökte nede yerde kalacak bi söylemdir havadadır asılıdır ve indiremezsiniz. Belli bir zaman geçtikten sonra ve artık herşey eskiye dönsün gibi iyi dilekler içindeyken acaba olmasamıydılara döndüğün an bütün hayatını hizaya dizdiğin ana tekabül eder.
İLK KAT
-Pişmanlığın başlangıç evresi
Yaptığın yanlışta tek taraflı bi farkındalık söz konusu değil ama pişman olunacak da bişey yok ozaman bir seçeneğe indirgeyebiliriz senin umursamazlığın onun unutmamasına neden olur ve acısını çıkarmak için en iyi diye nitelendireceğimiz insancık bile bişekilde intikam peşinde koşar ve mutlaka bi yerden acısını çıkarır.
sen eğer bunun farkındaysan garibimin anca sürecini uzatırsın olacakla öleceğe çare yok !

İKİNCİ KAT
-revizyon
Kendini bulduğun , boşlukta olmanın artık kar etmediği, ne istediğini bildiğin güçlü kadın olma evren -bir süreliğinede olsa-
oda kim ?
herkes haddini önce bi bilsin !
havalarından yukardan halkını selamlama modundasındır fazlada bişey söylenmez sanırım bu dönem için
YENİLENME İŞTE ARINMA bi süre yasaklara ara vermek kendini tutmak !!

ÜÇÜNCÜ KAT
-dön bebeğim maziye
tekrüre, hayır !
ima, olacak iş değil
unutmak, mümkünatı yok
sonuç, hüsran !

yürü hüsran biz buraya fazlayız gidelim...

15 Mart 2010 Pazartesi

olur öyle arada

Güvendir sanırım önce gelen insan ilişkilerinde.
hep birine dayanma isteği kuyruktur peşinde bazen bir kedi misali düşman bellersin bazen de altına alıp sıcacık uyumak..
Ama her kim olursa olsun daima şüpheyle yaşarsın 7sinde farkettiğin hayata 70inde son verirken bile hep aklındadır soru işareti.
Hayatın içindeysen ve orda kalmak istiyorsan bunada alışırsın istemesen, boyun eğmesen de sen o düzlemdesin ve sıfır noktasına doğru yaklaşıyorsun.

dilimi bilmediğim bir ben

Beyaza bikere daha aşık oldum burda gözleri kör edicek kadar aydınlık beyaza, bütün kirlenmişliklerin tek örtüsüdür kar.
Masumluğun iyiliğin temsilcisi göstergesidir adeta.
Bir tren camının ardında beyaza aşık olmuş bulursunuz kendinizi
-Derin ve acıklı bir aşk hemde durdurmak istersiniz zamanı...
Bıraksın akrep yelkovanla yarışmayı da gelsin şöyle sıcacık yanınıza otursun istersiniz.
3 saatlik zaman diliminde takılır kalırsınız geçmişinize nerdeydim neyaptımlarla uğraşırsınız hep uğraşırsınız özgürlüğünüzün tadını çıkarmak varken
Hakkaten neyaptım bu yaşıma kadar ben?
Kalıcı ne bıraktım geleceğime?
Hiçbişey dememi bekledim ama ne çok anı bırakmışım oysaki ne çok yaşanmışlık bir tanesinden bile pişmanlık duymayan bir ben varmış megerse ne mutluymuş bana !!
ne arkadaşlar ne aşklar eskitmişim bu ana ne maceralar ne hıçkırıklar bırakmışım yarına ben ben olmuşum daima ..
Çocukluğum.. ne kadar kendimmişim ne güzel geçirmişim ,ergen halim ne sakin ne kadar doluymuş beynim ,gençlik -devam eden gençliğim- üniversite yıllarım diye tabir edeceğim o güzel zamanlarım asiliğim uçarı yarına ne oluru düşünmeden kafama koyduğumu yapışlarım ben imrenelesi mutluluklar yaşamışım ben imrenelesi yokluşlar üzüntüler yaşamışım
iyiki yaşamışım!